Kamuoyuna Duyuru

DAMACANALARIN ALTINDAKİ NUMARALAR NE ANLAMA GELİYOR?

Son birkaç gündür bazı basın yayın organlarında “plastik ambalajların kanser riski taşıdığı” iddiaları yer almaktadır. Hamidiye Kaynak Suları A.Ş. olarak tüketicileri yakından ilgilendiren bu konunun doğru anlaşılması ve bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması amacıyla bu açıklamayı yapmak tarafımızdan zaruri olmuştur. 
Günlük yaşantımızda tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin muhafaza edilmesinde sıkça kullanılan plastik ambalajlar üretim esnasında birden yediye (1-7) kadar numaralandırılmaktadır. Bu numaralar genellikle şişelerin tabanında üçgen şeklindeki geri dönüşüm ambleminin içine yazılmaktadır. özellikle plastik şişelerin altında bulunan bu numaralar aslında o ambalajın ne tür bir hammadde kullanılarak yapıldığını gösterir.
ülkemizde, damacanalarda genellikle bu numara 7 dir. Zira, 1-6 arası malzemeler polietilen (PET), polyester (PS), PVC, gibi hammadde içeriğini temsil eden numaralar verilmektedir. (Aşağıda bu tablo detaylı olarak verilmiştir.)
Oysa, 7 numarası “Diğer” grubunu oluşturmaktadır. Bu diğer grubunda bulunanların içerisinde bir tanesi de, “Polikarbonat”  (PC) dır.
19 litre su damacanalarının diğer adı olan Polikarbon Şişelerde bulunan ve “endokrin bozucu” etkisi dolayısıyla kansere neden olabileceği belirtilen Bisfenol A'nın (BPA) suya geçme riski ile ilgili yapılan araştırma, bu riskin, insan sağlığına etkisi açısından “yok denebilecek düzeyde” olduğunu ortaya koymuştur.
Damacanaların doğrudan güneş ışığına maruz kalma olasılığı dikkate alınarak 35 derecede depolanması halinde dahi BPA migrasyonu en çok binde üç (0,003) mg/kg olarak ölçülmektedir.
Bu oran, AB ve Türk mevzuatında günlük yasal sınır olan  yüzde altı(0,6) mg/kg nın o kadar çok altındadır ki, yaklaşık 200/1’den dahi daha düşüktür.
Damacana ambalajı yaklaşık 50 yıldır gelişmiş ülkelerde kullanılmaktadır. ülkemizde de, bu ürünün imalat aşamasında tüm kontrolleri TC Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmaktadır.
Böyle olunca, bu oranlarda BPA varlığının sağlık açısından herhangi bir risk yaratmayacağı bilimsel araştırmaların bir sonucudur. 
Bu veriler ışığında piyasada sağlığımızı tehdit eden pek çok ambalajlı ürün varken bunların içerisinden en az riskli olduğu bilimsel olarak da ispatlanmış olan Polikarbon damacanalardaki BPA,
Yani diğer bir deyişle damacanaların altındaki 1-7 arası rakamların gizemi hakkında yazılan çizilenlere bakıldığında, gerek ülkemizde gerekse dünyada sağlık otoritelerinin onay vermesine rağmen bu kadar sık gündeme taşınması, piyasası her geçen gün biraz daha kızışan su sektörü için manidardır.
Damacanaların altındaki sayıların anlamları:
1 numara --> PET veya PETE (polyethylene terephtalate)
2 numara --> HDPE (high density poly ethylene)
3 numara --> PVC (poly vinyl chloride)
4 numara --> LDPE (low density polyethylene)
5 numara --> PP (polypropolene)
6 numara --> PS (polystyrene)
7 numara --> Diğer (yukarıdaki sınıflamaya girmeyen diğer plastik türlerinin genel sınıflamasıdır).
İSTANBUL BüYüKŞEHİR BELEDİYESİ
HAMİDİYE KAYNAK SULARI A.Ş.


Dünya markası olma yolunda önemli bir adım:

35  üLKEYE SU İHRAç EDEN HAMİDİYE KALİTESİNİ   TURQUALITY İLE TESCİLLETTİ!

Kaliteli ve geniş ürün gamı ile bir asırlık çınar olan  “Hamidiye Kaynak Suları” sektöründe bir ilki daha gerçekleştirdi..
Bir  markalaşma programı olan TURQUALITY® kapsamına alındı.
Bir ilk daha!..
Dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan TURQUALITY®  Vakko, ülker, Vitra gibi  üye markaların arasına içecek sektöründen Hamidiye Kaynak Sularını da dâhil etti. “Turquality 100’ler Kulübü”ne girmeyi başaran Hamidiye, kendi sektöründe TURQUALITY® Programı’na dahil edilen marka olarak bir ilki gerçekleştirmiş oldu. Hamidiye ile birlikte üye firma sayısı da 107’ye çıkmış oldu.
5 Kıtada 35 ülkeye ihracat yaparak adını tüm dünyaya duyuran ve yakın zamanda “Helal Gıda” sertifikasını da almış olan Hamidiye, TURQUALITY®’den alacağı marka desteği ile daha da büyümeyi ve içme suyu sektöründe dünyada aranan birkaç marka arasına girmeyi hedefliyor.
“Hamidiye denince herkes susar” sloganıyla yola çıktıklarını , sadece ulusal değil uluslararası pazarlarda da rekabet gücüne sahip olduklarını belirten şirket Genel Müdürü Kenan KILIç;
-“Tüm iş süreçlerinde kalite standartlarını gözeten ve markalaşma sürecinde başarılı olan şirketimiz, birikim ve emeklerinin karşılığı olarak TURQUALITY®  Destek Programı kapsamına alındık. Hamidiye A.Ş. güçlü bir ihracat potansiyeline sahiptir ve bugün 35 ülkeye yaptığı ihracatla sektörünün lideridir.
Hamidiye, TURQUALITY® kapsamında yurtdışı faaliyetlerinde ağırlıklı olarak; yurt dışı teşkilatlanma, reklam ve pazarlama, patent, marka tescil ile danışmanlık konularındaki  desteklerden yararlanmayı hedefliyor.” dedi.


Eğer evde kullanıyorsanız buna mutlaka dikkat edin!
Evlerde kullanılan su arıtma cihazlarının birçok hastalığa davetiye çıkardığı ortaya çıktı. Cihazların suda bulunan ve vücut için gerekli olan mineralleri yok etmekten başka bir işe yaramadığı öğrenildi. Uzmanlar, bu cihazların içme suyu için kesinlikle kullanılmaması gerektiğine vurgu yaptı.

Bütün mineralleri yok ediyor!

Büyükşehirlerde yoğun olarak kullanılan içme suyu arıtma cihazlarının suyun tüm özelliklerini yok ettiği saptandı.
Dokuz Eylül üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'ndan Dr. Ahmet Soysal, suda vücudumuzun birçok yaşamsal fonksiyonu için gerekli olan kalsiyum, potasyum, magnezyum, fosfor, sodyum, demir, bakır ve çinko gibi minerallerin bulunduğunu söyledi. Arıtma cihazları vücut için yararlı tüm bu mineralleri süzerek yok ettiğini belirten Soysal, "Yani kaş yapayım derken göz çıkarıyorsunuz. Bu şekilde içilen suyun vücuda hiçbir yararı olmuyor" dedi.

Enfeksiyona neden oluyor

Bu cihazların belli aralıklarla sökülüp bakımı yapılması ve içindeki kimyasalların yenilenmesi gerektiğine dikkat çeken Soysal sözlerine şöyle devam etti: "Bunlar bakımı çoğunlukla yapılmıyor. Ayrıca kimyasal arıtma yaptığı iddia edilen bu cihaz, biyolojik kirlenmeye ve mikroorganizmalar üretmeye yol açıyor. Bu da özellikle enfeksiyon hastalıklarına neden oluyor. Doğal olarak su mikrobiyolojik açıdan tehlikeli bir hal alıyor."

Sağlığınızı riske atmayın

Soysal, bu tip arıtma cihazlarının sadece ticari pazarlama ürünü olduğunu, satan veya pazarlayan kişileri zengin etmekten öteye bir anlam taşımadığını ifade öne sürdü. Soysal; "Yönetmeliğe göre belediyeler suyu Dünya Sağlık örgütü'nün belirlediği standartlara göre arıtıyor. Belediyeler suyu abonelere bu şekilde vermek durumundadır. Bu nedenle ek bir arıtma cihazının kullanılması gerekmez. Halk sağlığı uzmanları olarak bu tarz cihazların satışına kesinlikle uygun bulmuyoruz. Sonuçta daha lezzetli su elde etmek isterken bu cihazlar yüzünden kendi sağlığınızı tehlikeye atıyorsunuz."şeklinde konuştu.  

Dünya Sağlık örgütü ne diyor?

Dünya Sağlık örgütü (WHO) dünyada görülen hastalıkların yüzde 80'inin sulardan kaynaklandığını, suyda doğal bulunan bazı maddelerin çıkarılmasının sağlık üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini belirtiyor. Bu kapsamda yapılan araştırmalarda hazırlanan raporda şu açıklamalara yer veriliyor: "Minerallerinden tamamen arındırılmış (damıtılmış) su, insan ve hayvan organizması üzerinde kesin olarak olumsuz etkilere neden olur. Bağırsak mukoza zarı, metabolizma ve vücudun mineral dengesi ile diğer bedensel işlevler üzerinde oluşabilecek sorunları doğrudan etkiler. Vücudun sıfır kalsiyum ve magnezyum almasına yeni bakterilerin oluşmasına neden olur. Vücudun mineral ve su metabolizmasını tehlikeye atarak iç denge mekanizmaları üzerindeki olumsuz etki yapar.

Halk böyle kandırılıyor

ürünü satmak için eve satıcı müşterilerini basit bir yolla kolayca kandırabiliyor. Elektroliz adı verilen bir cihazı suya sokuyor. Cihaz suyun içindeki partikül ve iyonları birbiriyle çarpışmasına neden oluyor. Devamında suyun içindeki mineraller yanıyor ve ortaya çamur şeklinde katı maddeler çıkıyor. Yine farklı bir cihazla suyun içindeki toplam çözülmüş partiküllerin oranını göstererek sözde suyun ne kadar sağlıklı veya sağlıksız olduğunu söylüyorlar. Bu görüntü karşısında hayrete düşen tüketici ürünü satın almak konusunda kolayca ikna oluyor. Aslında ortaya çıkan çamurumsu görüntü suda bulunan minerallerin yanması sonucu oluşuyor ve ortada anormal bir durum söz konusu olmuyor.

Hamidiye Sektörde İhracatın da Şampiyonu…


İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirak şirketlerinden Hamidiye Kaynak Suları A.Ş. 2011 yılında 5 kıtada 35 ülkeye su ihracatı yaparak kendi sektöründe bir rekora imza attı.  İstanbul İhracatçılar Birliği verilerine göre ülkemizde içme suyu sektöründe gerek miktar bazında gerekse döviz girdisi bazında en çok ihracat yapan firmalar arasında birinci sırayı aldı.
2011 yılı ilk 6 aylık resmi verilere göre ülkemizden yapılan ambalajlı su ihracatının %15 ini tek başına yapan Hamidiye Kaynak Suları, 40 ihracatçı firma arasında 1.inci  olmayı başararak bir dünya markası olma yolunda emin adımlarla yola devam etmektedir.
ürün kalitesiyle ve geniş ürün gamıyla özellikle Avrupa ülkelerinin aranan markası haline gelen Hamidiye Kaynak Suları hız kesmiyor. 2011 yılında ihracat yaptığı ülke sayısını 35’ a çıkartan firma 2012 yılında yeni hedefler doğrultusunda yeni pazarlara girip bu sayıyı 40’a , ihracattaki payını ise %20’ye çıkarmayı hedefliyor .
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Hamidiye Kaynak Suları Genel Müdürü Kenan Kılıç: “ Küresel pazarda özellikle yurt dışına mal satmanın bir hayli zorlaştığı, piyasa şartlarının her geçen gün acımasızlaştığı bir süreçte her yıl ihracat hedeflerimizin üstüne çıkmamız ve buna yeni pazarlar eklememiz bizi gururlandırmaktadır. ülkemize döviz girdisi sağlamak ve markamızı dünyanın her yerinde tercih edilebilir kılmak ana hedefimizdi. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dış pazarlarda gıda ürünü pazarlamanın ve satmanın ne denli zor olduğunu yaşayarak tecrübe ettik. Pazarladığınız ürün hele de içme suyu ise zorluğu daha çok yaşıyorsunuz. Suyun mineral yapısından tutun, kullandığınız ambalajın kalitesine kadar tüm süreçler hassasiyetle inceleniyor. Tabi biz Hamidiye olarak teknolojik altyapımızla ve kaliteden taviz vermeyen prensiplerimizle bu zorlukları aşmayı başardık. 2011 yılı sonu itibarıyla da ülkemizde sektörde en çok ihracat yapan firma olmayı başararak bunun meyvesini almış olduk çok şükür. Ama bu çıta da bize yetmez diyoruz. İnşallah 2011 yılında 35 olan ihracat yaptığımız ülke sayısını 40’a  çıkarmayı hedefliyoruz. Yaptığımız bu çalışmalarla şirket olarak gelirimizi artırırken ülkemizin yapmış olduğu ihracata da katkıda bulunmuş oluyoruz.”
Hamidiye Kaynak Suları 2012 yılı ihracat hedeflerini belirlemenin yanı sıra, uluslararası sektördeki yenilikleri de takip ediyor. Hedeflenen yenilikler şunlar:
2012 yılında Afrika Kıtasında  en az 4 ülkeye ürünlerimizi ulaştırmak.
2000 yılından beri tüm dünyanın önemsediği ve uyguladığı “yeşil pazarlama” anlayışını uygulamaya sokmak : 
Bio-Gradable (doğada 1-5 yıl içinde yok olabilen) pet şişe
Katlanabilir (çöpe atılırken) şişe uygulaması
Short-Neck kapak uygulaması
Yenilenebilir enerji kullanımı (rüzgar, güneş)
Etkin geri dönüş yönteminin uygulanması

Helal Belgesini de aldık!


Hamidiye A.Ş., Helal Gıda Sertifikasına sahip sektördeki ilk firma oldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirak şirketlerinden Hamidiye Kaynak Suları, dünyanın hemen hemen her köşesinde en az 30 yıldan beri konuşulan ve yer yer bazı ülkelerde uygulamaya giren HELAL GIDA  SERTİFİKASI’nı almayı başardı. 

Helal Sertifikasına lâyık görülen Hamidiye Kaynak Suları Genel Müdürü Kenan Kılıç sertifikanın önemini şu ifadelerle açıkladı:

Bugünün teknolojik ürün dünyasının üretim proses karmaşıklığının hüküm sürdüğü bir süreç karşısında üreticilerin ve satıcıların temel görevleri,  medeni olmanın da bir vecibesi olarak, velinimetleri hükmünde olan müşterilerinin inançlarına ve sağlıklarına uygun ürün üretme ve doğru etiket bilgileri ile bilgilendirme zorunluluğudur.

İster Müslüman olsun, ister Hristiyan, ister Musevi, isterse Hindu olsun, tüketicilerin inançlarına uygun ürünleri market raflarından kuşkusuz ve güvenli bir şekilde tercih edebilmesinin sağlanabilmesi için gerek kamu sektörünün, gerek özel sektörün, gerekse STK’ların konuya duyarlı olmaları gerekir. Bunun yanı sıra şu ekonomik gerçeği de görmeliyiz; Helal Sertifikalı ürünler, bugün bütün dünyada pırıl pırıl parlayan ve yükselen bir trend göstermektedir. Müslüman nüfusunun azınlıkta olduğu Amerika ve Avrupa ülkelerinde bile yoğun bir Helal Sertifikalı ürün pazarı oluşmakta, büyük market zincirleri market raflarında Helal Sertifikalı standartlar oluşturmaktadırlar. Birçok İslam ülkesinde ise Helal Sertifikasız ürünlere gümrük kapıları kapatılmaktadır.

Dünyada Helal Gıda pazarının  2 trilyon dolarlık bir potansiyeli olduğu konuşulmakta. Yapılan araştırmalara göre şu andaki talebin sadece %14’ünün karşılanabildiği gerçeği karşısında nasıl devasa bir pazarla karşı karşıya kalındığı göz ardı edilmemelidir. Helal Sertifikalı ürün pazarında yapılacak akıllı hamleler, hem iç piyasada  hem de dış piyasada önemli  girdi kazanımlarını beraberinde getirecektir.

Bir zamanlar konuşulması dahi tabu gibi kabul edilen bir konuda böylesine mesafe katedilmesi sektörümüzdeki tüm şirketler için bir fırsattır. özellikle bizim sektörümüzdeki tüm firmaların Helal Gıda Prensiplerini benimsemeleri ve bu belgeye sahip olmak için uğraş vermeleri gerekir.